About Hasan Şamat

This author has not yet filled in any details.
So far Hasan Şamat has created 11 blog entries.

İMAMOĞLU C40 ZİRVESİ’NDE KONUŞTU: “BÜYÜK DEĞİŞİMİN AKTİF PARÇASI OLMAK İSTİYORUZ”

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kovid-19 sonrası ekonomik iyileşme süreci ve iklim değişikliği eylemlerinin ele alındığı, “C40 Büyük Kentler İklim Liderlik Grubu”nun (C40 Cities) düzenlediği çevrimiçi toplantıda konuştu. Metro imalatlarından aktif yeşil alan miktarını artırmaya, akıllı şehir uygulamalarından atık maddelerden enerji üretimine kadar 10 farklı alanlarda atılan stratejik adımları özetleyen İmamoğlu, “İBB olarak; C40’ın misyonunu, küresel değişimdeki rolünü önemsiyor ve bu büyük değişimin aktif bir parçası olmak istiyoruz” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, dün akşam, C40 Büyük Kentler İklim Liderlik Grubu’nun (C40 Cities) düzenlediği, “Avrupa Bölgesi Belediye Başkanları Toplantısı”na katıldı. Çevrimiçi gerçekleştirilen sanal toplantıda; “Kovid-19 sonrası ekonomik iyileşme sürecinde karşılaşılan zorluklar”, “Küresel Yeşil Yeni Anlaşma” ve “Avrupa Yeşil Anlaşma” kapsamında iklim eylemlerinin nasıl hızlandırabileceği konuları ele alındı. Toplantıya; Atina, Barselona, Heidelberg, İstanbul, Kopenhag, Londra, Los Angeles, Madrid, Milano, Oslo, Roma, Stockholm, Tel Aviv ve Varşova kentlerinin belediye başkanları katılım sağladı. C40 Uluslararası Diploması Direktörü David Miller’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen toplantı, C40 Başkanı Los Angeles Belediye Başkanı Eric Garcetti’nin açılış konuşmasıyla başladı.

10 ALANDAKİ STRATEJİK ADIMLARI ÖZETLEDİ

Çevrimiçi toplantıda konuşan İmamoğlu, “İBB olarak, C40’ın misyonunu, küresel değişimdeki rolünü önemsiyor ve bu büyük değişimin aktif bir parçası olmak istiyoruz” dedi. Göreve geldikten sonra hazırladıkları “Yeşil ve Adil İyileşme” planının, Kovid-19’a karşı verilen mücadelede ve olası krizlere yönelik hazırlıklar için bilimsel bir kılavuz niteliğinde olduğunu vurgulayan İmamoğlu, metro imalatlarından aktif yeşil alan miktarını artırmaya, akıllı şehir uygulamalarından atık maddelerden enerji üretimine kadar 10 farklı alanda attıkları stratejik adımları özetledi.

“İSTANBUL TRAFİĞİNDE FOSİL BAZLI ARAÇLARIN ORANINI AZALTACAĞIZ”

Sürdürülebilir bir toplu taşıma ağı oluşturmak için başlatılan yeni hatlarla, 2025 yılında metro ağını 261 kilometreden 425 kilometreye çıkaracaklarını belirten İmamoğlu, şöyle devam etti:

“Bu sayede İstanbul trafiğinde fosil bazlı araçların oranını azaltacağız. Otobüs hatlarımızı hibrit otobüslerle yeniliyoruz. Şehrimizde 50 yeni vapur hattını hayata geçirdik. İstanbul’u yaşanabilir bir şehir haline getirmek için aktif yeşil alan miktarımızı önemli ölçüde artırdık. Otoparklarımız başta olmak üzere, hizmet noktalarımızda güneş enerji santralleri ile 2024 yılına kadar yenilenebilir enerjinin toplam enerji tüketimindeki payını, yüzde 18’e çıkarmak için adımlar attık. Günde 18 bin 195 ton ile pek çok Avrupa ülkesinden daha fazla katı atık üretilen İstanbul’da, 2020 yılında, 455.892 MWh elektrik elde ettik, kompost ve geri dönüşüm oranlarını artırdık. Büyük veri temelli teknolojileri hem trafik sorunlarımızın aşılmasında hem de akıllı şehir çözümleri için kullanmaya başladık. ‘Adaptif Trafik Yönetim Sistemi’ (ATAK) ile karbon emisyonunda yüzde 18 azalma sağladık. İnşaatını tamamlayarak hizmete açtığımız yeni enerji üretim tesisimiz sayesinde, 500 bin hanenin enerji ihtiyacını karşılayacak ve yıllık 3,6 milyon ton karbon salınımının engellenmesini sağlayacağız.”

“DAYANIŞMANIN ÖNEMİNE İNANIYORUZ”

“İstanbul’u 2050 yılında, ‘karbon-nötr’ ve dirençli bir şehir haline getirmek için, ‘İklim Değişikliği Eylem Planımızı’, C40’tan teknik bir ekiple revize ediyoruz” diyen İmamoğlu, şehrimizin sorunlarını, ‘BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ doğrultusunda değerlendirmeyi ve tüm paydaşların demokratik katılımıyla çözmeyi ana yaklaşım olarak kabul ettik. Bu oturumun da konularından olan Avrupa şehirlerinin Kovid-19 salgını ile derinleşen iklim değişikliği mücadelesinde teknik ve mali iş birlikleri yoluyla dayanışmalarının önemine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

C40 NEDİR?

C40 Büyük Kentler İklim Liderlik Grubu (C40 Cities), iklim değişikliğine karşın sera gazı emisyonlarının azaltılması için Ekim 2005’te, Londra’da, dünya kentlerinin bir araya gelerek oluşturdukları bir ağdır. Bu oluşumun amacı, iklim üzerine çalışmalar yürüten lider kentleri bir araya getirmektir. C40, etkili bir iş birliği, bilgi paylaşımı ve iklim değişikliği ile ilgili anlamlı, ölçülebilir ve sürdürülebilir politikalar belirleyen kentleri destekleme amacı gütmektedir. C40 Büyük Kentler İklim Liderlik Grubu, son 10 yılda 90 üzerindeki kenti bir araya getirmiş ve bu kentler sayesinde 700 milyonluk nüfusu temsil etme hakkına sahip olmuştur. C40 Kentleri’nin Afrika’dan 11, Asya’dan 31, Avrupa’dan İstanbul dahil 20, Amerika’dan 27 ve Okyanusya’dan da 3 kent üyesi bulunmaktadır. C40’ın “mega kentler”, “yenilikçi kentler” ve “gözlemci kentler” olmak üzere üç tür üyelik statüsü bulunmaktadır. C40 Başkanlığı’nı, Los Angeles Belediye Başkanı Eric Garcetti yürütmektedir.

İBB, DÜNYAYA SERA GAZI SALIMINI AZALTAN KARBON KREDİSİ SATMAYA BAŞLADI

İBB iştiraklerinden İSTAÇ, ilk kez karbon kredisi satmaya başladı. İngiliz Numerco şirketine 10 bin tonluk karbon kredisi satışı yapıldı.

Uluslararası karbon piyasasının önde gelen kuruluşu Gold Standard denetiminde karbon kredisi kazanan İSTAÇ’ın, pazar araştırması sonuç verdi. İngiliz enerji şirketi Numerco ile temasa geçen İSTAÇ, anlaşma sağladı ve ön satış olarak 10 bin tonluk karbon kredisini sattı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarihinde bir ilke imza atan İSTAÇ, elindeki 6,5 milyon tonluk karbon kredisini uluslararası pazarda satmak için girişimlerini sürdürüyor.

İSTAÇ, Odayeri ve Kömürcüoda depolama alanlarında evsel atıktan enerji üreterek karbon kredisi kazanıyor. Şirket, Eyüpsultan’da kuracağı atık yakma ve biyometanizasyon tesisleri için de karbon kredisi başvurusu yaptı ve kabul edildi.

KARBON KREDİSİ PİYASASI

Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında 2005’te yürürlüğe giren Kyoto Porotokü,  iklim değişikliğine neden olan sera gazı salımını azaltmayı hedefliyor. Anlaşma, taraf ülkelere, karbon salımı kotası tanıyor. Karbon salımını azaltmak için Kyoto Protokolü mekanizmalardan biri de “Emisyon Ticareti” mekanizması. Herhangi bir ülke ya da üretici kendi kotasını aşarsa, daha az karbon salımı yapan ülke ya da üreticiden karbon kotası satın alabiliyor.

    PİYASA 12 YILDA 25’E KATLANDI

On iki yıl önce, 2008 yılında, işlem hacmi 126 milyar dolar olan Karbon Piyasası’nın bu yıl ki değerinin yaklaşık 3,1 trilyona ulaşması bekleniyor.

İklim Değişikliği ve Su Yönetimi Sempozyumunda İstanbul’da Su Kaynakları Yönetimi konulu oturum düzenlendi.

İBB’nin düzenlediği, “İklim Değişikliği ve Su Yönetimi Sempozyumu”nda “İstanbul’da Su Kaynakları Yönetimi” konulu oturum düzenlendi. Prof. Dr. Seval Sözen’in moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda, ‘İstanbul’da su kaynaklarının azaldığı’ gerçeği ile ‘toplumsal bilincin önemi’ konuları ön plana çıktı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, düzenlediği “İklim Değişikliği ve Su Sempozyumu” kapsamında ‘İstanbul’da Su Kaynakları’ yönetimi oturumu yapıldı. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seval Sözen’in yönetiminde gerçekleşen oturumda, şehrin su kaynaklarının yönetimi konusu etraflıca değerlendirildi.
İTÜ Maden Mühendisliği Emekli Öğretim Üyesi Erdoğan Yüzer, Su Politikaları Uzmanı Dursun Yıldız ve İSKİ Yönetim Kurul Üyesi Prof. Dr. İzzet Öztürk’ün sunumlarını gerçekleştirdiği oturumda, İstanbul’a daha yararlı bir su stratejisi oluşturabilmek için sorun ve çözüm önerileri ele alındı.

“TÜRKİYE SU FAKİRİ BİR ÜLKE, TASARRUF ŞART”
İstanbul’un su kültürü ve içme suları konusunda bilgi aktaran Prof. Dr. Erdoğan Yüzer, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizdeki su kaynaklarının azaldığını ifade ederek su tasarrufuna vurgu yaptı. Yüzer, “Dünya su içinde yüzüyor gibi algımız var. Ancak bu suların yüzde 98’i okyanuslardaki tuzlu sular. Yüzde ikisi tatlı su. Tatlı suların ise bir kısmı buzullarda olduğu için yararlanabileceğimiz su varlığı sadece yüzde 1 seviyelerinde. Peki Türkiye su zengini bir ülke mi? Hayır. Su zengini bir ülke olma kriteri, kişi başına düşen yıllık su miktarı 8 bin ila 10 bin metreküp olmalıdır. Türkiye de ise bugünlerde kişi başı su miktarı bin 531 metreküp. Yani Türkiye, su fakiri bir ülke. İşte bu noktada, su tasarrufunun altını çizmek gerekir” dedi.

SUYA DUYARLI KENTSEL TASARIMLAR
Su Politikaları Uzmanı Dursun Yıldız ise konuşmasında, iklim değişikliği politikalarının su ve çevresel yönetim politikalardan ayrı düşünülemeyeceğinin altını çizerek şöyle konuştu:
“Dünyada büyük kentlerde hem mevcut su konusunda sıkıntı var hem de iklim değişikliği yüzünden sıkıntı yaşayacak. Dünya kentlerinin yüzde 77’si bu riski taşıyor. Bu anlamda küresel işbirlikleri başlatılmış.”
Yıldız, su kaynaklarının yönetimi konusunda geliştirilecek yenilikçi politikalarda, suya duyarlı kentsel tasarımlar kadar toplumsal bilincin de önemli olduğunu ifade etti.

İSTANBUL SU KAYNAKLARININ YÜZDE 30’UNU KAYBEDECEK
İSKİ Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İzzet Öztürk ise iklim değişikliğinin İstanbul’daki su kaynaklarına etkisi konusunda gerçekleştirdiği sunumda, Marmara Bölgesi’nin genelinde bir su açığı olduğunu belirterek şunları aktardı:
“İklim değişikliğinin İstanbul’un su kaynaklarına etkilerine ilişkin farklı modellemeler kullanılarak iki senaryo çalışıldı. Bunlardan iyimser olan senaryoya göre, İstanbul’un su kaynaklarında 2049 yılına kadar yüzde 19, kötümser senaryoya göre ise yüzde 30’lara varan bir azalma gözüküyor.”
İstanbul web sitesinde açıklamalarda bulunan İSKİ Genel Müdürü Raif Mermutlu, “İklim değişikliği sonucu İstanbul’un su havzalardaki azalmalarla ilgili önlemlerimizi alacağız. Bugün burada, bilim insanlarımızca dile getirilen tüm uyarıları dikkatle dinliyoruz. Bundan sonraki planlamalarımızı bu doğrultuda yapacağız.” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu Kopenhag’daki “C40 Belediye Başkanları Zirvesi” programına katıldı

BAŞKAN İMAMOĞLU: “2050 VİZYONUMUZDA, İSTANBUL’U YEŞİL VE ADİL BİR KENT YAPMAK VAR”

Kopenhag’daki “C40 Belediye Başkanları Zirvesi” programını tamamlayan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul’a dönmeden önce havalimanında gazetecilerin sorularını yanıtladı. “Mülteciler konusunda görüşmeleriniz oldu mu?” sorusuna, “Tüm insani tavırlarımızla biz mültecilerin yanında olduğumuzu ilan ediyoruz. Aynı zamanda Suriye’de sürdürülen politikalara, dünyanın ilgisiz ve duyarsız kalmasını da hayretle izliyoruz” yanıtını veren İmamoğlu, “Kopenhag’daki ne gibi örnekleri İstanbul’a götürmeye çalışacaksınız?” sorusunu da, “ Şu bir gerçek ki, İstanbul ile Kopenhag kıyaslanabilir bir kent değil; ama elbette iyi örnekler gördüğümü de ifade edeyim” karşılığını verdi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “C40 Belediye Başkanları Zirvesi” için geldiği Danimarka’nın başkenti Kopenhag’daki programlarını tamamladı. İki günlük yoğun bir programın ardından İstanbul’a dönmek için geldiği havalimanında, Kopenhag’da yaşayan Türk gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Ekrem İmamoğlu’nun, gazetecilerin sorularına verdiği cevaplar şöyle:

“İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KONUSUNA EĞİLECEĞİMİZİN TEMİNATINI VERDİK”
Soru: C40 Belediye Başkanları Zirvesi Nasıl Geçti?
– Çok verimli iki gün geçirdik. Bir dakikası bile boş değildi. Dünyanın değişik ülkelerinden değerli belediye başkanlarıyla toplantılar yapıp çok önemli deneyimler paylaştık. ‘İklim Değişikliği’ ile ilgili beyannameyi imzaladık. Bu konunun aslında, Türkiye’nin İstanbul’un ve çok önemli bir konusu olduğunun altını çizdik. Bu konuya eğileceğimizin teminatını verdik. Zira bizim söylemlerimizde de; İstanbul’u 2050 vizyonunda yeşil, adil, yaratıcı bir kent yapmak vardı. Yeşili bu kadar önemseyen, kentin sağlıklı bir doğaya kavuşmasını önemseyen bir anlayışı buradaki anlayışla birleştirdik. Ortak deneyimler, ortak çalışmalar geliştireceğimizi ifade ettik. İlgi muazzamdı. İstanbul’a ilgi, İstanbul ile iş yapma ilgisi çok iyiydi. Bunu Türkiyemiz ve kentimiz adına fırsata dönüştürmek istiyoruz.”

“MÜLTECİ KONUSUNDA BELEDİYE BAŞKANLARINDAN DESTEK İSTEDİK”
Soru: Mülteci konusu ile ilgili görüşmeleriniz oldu mu?
– Mülteci konusu önemli bir konu. 4 milyon insanı ilgilendiriyor. Bunun 1 milyonu kayıtlı-kayıtsız, İstanbul’da yaşıyor. Politikalarımızın ne kadar önemli olduğunu anlattık. Mültecileri, insani anlamda önemsiyoruz. Çocuklarını, kadınlarını önemsiyoruz. Bugünün sorunlarının kaynağının da o insanlar olmadığını anlatıyoruz. Tüm insani tavırlarımızla, biz mültecilerin yanında olduğumuzu ilan ediyoruz. Aynı zamanda, Suriye’de sürdürülen politikalara dünyanın ilgisiz ve duyarsız kalmasını da hayretle izliyoruz. Bu konunun önemli olduğunu ifade ediyor ve altını çiziyoruz. Bu sorunun çözülerek, tekrar insanların kendi vatanları Suriye’ye dönmelerini, dünya tarafından takip edilmesi gereken bir politika olduğunun altını çiziyoruz. Bu konuda bizimle farklı düşünen çok az belediye başkanı var. Bunların tabi kendi ülkelerinde ulusal politikalara dönüşmesi konusunda da kendilerinden destek istedik. Zira bu sadece Türkiye’nin konusu değil. Dünyadaki hiçbir ülkedeki mülteci konusu, sadece o ülkenin konusu değil. Dünyanın sorunu ve bunu hep birlikte çözmemiz gerektiğini altını çizdim.”

“BM GENEL SEKRETERİNİ İSTANBUL’A DAVET ETTİM”
Soru: Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşme fırsatınız oldu mu?

– Kendileri, bizleri tebrik etti. Türkiye’nin demokrasi süreci açısından memnuniyetini dile getirdi. Özellikle her iki seçimdeki süreçten haberdar olduğunu anladım. Bu da beni memnun etti. Biraz şakalaştık. Demokrasi adına, kendilerinden dünyanın barışı adına beklentilerimizi dile getirdik ve umarım İstanbul’da bir arada oluruz diyerek ona da davetimi yapmış oldum.

“MİLLETİMİZİ UYANDIRACAĞIZ”
Soru: Kopenhag’ı nasıl Buldunuz? Kopenhag’daki ne gibi örnekleri İstanbul’a götürmeye çalışacaksınız?
-Kopenhag, güzel bir şehir ve özellikle iklim değişiklikleri ile ilgili tedbirler almış bir kent. Hem belediye başkanı hem de başbakanın ağzından iklim değişikliğine verdikleri önemi dinlemek önemli.  Bizim de bu bütünleyici çabayı tüm Türkiye’de yakalamamız lazım. Ama şu bir gerçek ki, İstanbul ile Kopenhag kıyaslanabilir bir kent değil; ama elbette iyi örnekler gördüğümü de ifade edeyim. İklim değişikliği için biz de çabalayacağız, milletimizi uyaracağız. Güzel mesajlar vereceğiz. Çocuklar ve gençler, Türkiye’deki iklim değişikliğinin bitmesi ve özellikle bu anlamda bunun tersi yönünde yapılan bütün eylemlere karşı en ciddi refleksi veren kitle. Bizim onlara, hızlı bir şekilde güzel bir dünya hazırlamamız lazım.

Soru: Kopenhag bisikletleri ile ünlü. Çocuklar için İstanbul’da bisiklet alanları yapmayı düşünüyor musunuz?
-İstanbul’un her yerinde bisiklet alanlarını büyütme çabamız var. Kilometrelerce bisiklet yolu hedefimiz var. İstanbul’un bu yönü de bizim için değerli. Sadece bisiklet değil, temiz enerji ile ilgili çok ciddi adımlar atacağız.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği Panelleri gerçekleştirildi…

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızca yürütülmekte olan ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen “Improving Climate Change Awareness and Engagement in İstanbul/ İstanbul’da İklim Değişikliği Farkındalığının ve Çalışmaların Geliştirilmesi Projesi” kapsamında iklim değişikliği ile mücadeleye yönelik çalışmaların ve tecrübelerin paylaşılması, paydaşlar arasındaki diyaloğun arttırılması amacıyla 12 Eylül 2018 tarihinde Sivil Toplum Kuruluşları, 13 Eylül 2018 tarihinde ise Belediyemiz iştirak şirketleri ile İklim Değişikliği Paneli gerçekleştirilmiştir.

Çok sayıda değerli uzman ve akademisyenin panelist olarak katılım sağladığı söz konusu etkinliklerde; İstanbul’da devam eden yenilenebilir enerji çalışmaları, binalarda malzeme tercihi ve enerji tasarrufu faaliyetleri, atıktan enerji elde edilmesi, akıllı bisiklet projeleri, toplu taşımada sürdürülebilirlik faaliyetleri, iklim değişikliğinin sağlık üzerine etkileri ve maliyeti, iklim değişikliğine yönelik bilinçlendirme çalışmaları, iklim değişikliğinin etkileri ve uyum, iklime dirençli kentler, yerel yönetimlerin sürdürülebilir projelerinin finansmanı gibi konularda sunumlar gerçekleştirilmiş olup, tüm paneller katılımcılar tarafından dikkat ve ilgiyle takip edilmiştir.


İstanbul’da İklim Değişikliği Farkındalığının ve Çalışmaların Geliştirilmesi Proje Çalıştayları Gerçekleştirildi

İstanbul’da İklim Değişikliği Farkındalığının ve Çalışmaların Geliştirilmesi (Improving Climate Change Awareness and Engagement in İstanbul) Proje Çalıştayları Gerçekleştirildi…
Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği tarafından finanse edilen, sözleşme makamı Merkezi Finans ve İhale Birimi olan ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından yürütülen “İstanbul’da İklim Değişikliği Farkındalığının ve Çalışmaların Geliştirilmesi Projesi” (Improving Climate Change Awareness and Engagement in İstanbul) çerçevesinde iklim değişikliğiyle mücadelede kilit rol oynayan aktörlerle güç birliği yapmak ve iletişimi artırmak amacıyla düzenlenen etkinlikler devam ediyor.
Bu kapsamda, 25 Temmuz’da Prof. Dr. Mikdat KADIOĞLU moderatörlüğünde Marmara Belediyeler Birliği üyesi belediyeler, 26 Temmuz’da Prof. Dr. Ömer Lütfi ŞEN moderatörlüğünde sivil toplum kuruluşları ile çalıştay programları gerçekleştirilmiş olup, iklim değişikliği konusundaki çalışmalar, tecrübeler ve çözüm önerileri paylaşılmıştır.


İklim Değişikliği Eğitimleri Başladı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca yürütülen ve İklim değişikliğiyle mücadelede yerel yönetimlerle güç birliği yapmayı, iklim değişikliği konusunda toplumsal farkındalığı arttırmayı amaçlayan AB destekli “İstanbul’da İklim Değişikliği Farkındalığının ve Çalışmaların Geliştirilmesi Projesi” kapsamında İstanbul’daki 39 ilçe belediyesi personeline yönelik düzenlenecek eğitimlerin birincisi 7 Haziran 2018 tarihinde Sürmeli İstanbul Otel’de gerçekleştirilmiştir.
İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Lütfi ŞEN tarafından verilen İklim Değişikliği Nedenleri ve Etkileri başlıklı söz konusu eğitim katılımcılar tarafından ilgiyle takip edilmiş olup, başarılı ve verimli bir şekilde tamamlanmıştır.

23 Mart Dünya Meteoroloji Günü kutlamaları kapsamında “İklim Değişikliği ve Akıllı Şehirler” isimli etkinlik düzenlendi.

23 Mart Dünya Meteoroloji Günü kutlamaları kapsamında İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü, İTÜ Meteorolojik Araştırmalar Kulübü ve TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası işbirliği ile “İklim Değişikliği ve Akıllı Şehirler” isimli etkinlik düzenlendi.

“İklim Değişikliği ve Akıllı Şehirler” etkinliğine, açılış konuşmaları bölümüne, METAR Başkanı Alperen Karataş, Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkanı Fırat Çukurçayır, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ozan Mert Göktürk, İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Duran Şahin, İTÜ UUBF Dekanı Prof. Dr. Metin Orhan Kaya, MGM Bölge Müdürü Ahmet Kocaman, DSİ Bölge Müdürü Sedat Özpınar ve İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca iştirak ettiler.

İklim Değişikliği Oturumu ise Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu (İTÜ) başkanlığında gerçekleşti. Oturumda; Prof. Dr. Ömer Lütfi Şen (İTÜ), Ali Ümran Gümüşçü (MGM) ve Bünyamin Sürmeli (CNN Türk) söz aldı. İlgili bölümde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma Müdürü Sayın Fatih EROL tarafından İstanbul İklim Değişikliği Eylem Planı (İİDEP) çalışmaları ile ilgili sunum gerçekleştirildi.

Öğleden sonra yapılan Akıllı Şehirler Oturumu; Başkan Prof. Dr. Yurdanur Ünal (İTÜ), Prof. Dr. Zerrin Yılmaz (İTÜ), Yük. Müh. Zeliha Gemici (Kuzey İç Anadolu Temiz Hava Merkezi), Mustafa Akyüz (İBB Akıllı Şehir Müdürü) ve Murat Yıldız (Dünya Gazetesi) katılımıyla gerçekleşti.

Program, öğrenciler gözüyle Meteoroloji bölümüyle sona erdi.

“Ulusal İklim Değişikliği Eylemlerinde Ticari Menfaat Sahiplerinin Kapasitesinin Geliştirilmesiyle Kamu Anlayışı Farkındalığının Arttırılması Projesi” kapsamında bilgilendirme dersleri gerçekleştirildi

İklim değişikliği ile mücadelede uluslararası platformda birçok araştırma yapılmakta ve gerçekleştirilen geleceğe yönelik projeksiyonlar ile iklim değişikliğine adaptasyon ve ekonomik faaliyetler sonucu çevre üzerinde oluşan baskının azaltılmasına yönelik çözümler ileri sürülmektedir. ‘Ayrıklaştırma (decoupling)’ kavramı da yapılan bu araştırma ve projeksiyonlara bağlı olarak son 40 yılda önemi gittikçe artan bir kavram olarak literatürde yerini almaktadır. Ticari faaliyetlerin çevre ile dost bir şekilde yürütülebilmesi için öncelikle ayrıklaştırmanın ne olduğunun anlaşılması ve bunun fiilen nasıl uygulanabileceği yönünde bilgi sahibi olunması gerekmektedir.

Bu kapsamda ‘Türkiye’de İklim Değişikliği Alanında Kapasitenin Geliştirilmesi Hibe Programı’ çerçevesinde Kadir Has Üniversitesi yürütücülüğünde gerçekleştirilen “Ulusal İklim Değişikliği Eylemlerinde Ticari Menfaat Sahiplerinin Kapasitesinin Geliştirilmesiyle Kamu Anlayışı Farkındalığının Arttırılması Projesi” ayrıklaştırma kavramının ticari menfaat sahipleri tarafından uygulayıcı nitelikte anlaşılabilmesine yönelik hazırlanmıştır. Bu amaç kapsamında ticari menfaat sahiplerinin ticari rekabet edebilirlikleri zarar görmeden uygulamada başarı sağlamaları hedeflenmiş ve bu hedefleri gerçekleştirmek için 4 adet bilgilendirme dersi planlanmıştır. Planlanan bu 4 adet bilgilendirme dersinden ikisi 11 Ocak’ta gerçekleştirilen toplantıları ile paydaşlarla paylaşılmıştır. Bu sayede sağlanacak farkındalık ile ticari menfaat sahiplerinin ekonomik aktiviteler sırasında ayrıklaştırma stratejisine göre hareket etmeleri durumunda kar maksimizasyonunun sağlanabilmesi ve bu kar maksimizasyonu sağlanırken en az çevresel baskının nasıl mümkün olabileceğine yönelik uygulamaların yaygınlaşması mümkün olacaktır.

“İstanbul’da İklim Değişikliği Farkındalığının ve Çalışmalarının Geliştirilmesi Projesi” Açılış Toplantısı Gerçekleştirildi

“İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı Çevre Koruma Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve Avrupa Birliği Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) kapsamındaki Türkiye’de İklim Değişikliği Alanında Kapasitenin Geliştirilmesi Hibe Programına sunulan “Improving Climate Change Awareness and Engagement in Istanbul” isimli proje başarılı bulunarak kabul edilmişti.

Eylül ayında başlayan olan ve 18 ay sürecek olan projenin amacı; iklim değişikliği ile mücadele ve uyum konusunda yerel yönetimler arasındaki işbirliğinin arttırılmasını, bilgi ve tecrübelerin paylaşılmasını sağlamak ve kamuoyunda farkındalık oluşturmak.

Bu projenin açılış toplantısı, Conrad Istanbul Bosphorus Otel’de, 20 Aralık 2017 tarihinde gerçekleştirildi. Toplantı Açılış konuşmaları kısmında İBB Genel Sekreter Yardımcısı Sayın Nihat MACİT söz alarak bu çalışma ile ilgili önemli bilgiler verdi.

Toplantının sonraki aşamasında İklim Değişikliği Kum Sanatı Gösterimi ve İklim Değişikliği Çalışmaları Proje Tanıtımı yapıldı.

Toplantının öğleden sonraki bölümünde, “İklim Değişikliği ve Yerel Yönetimler” adıyla bir panel gerçekleştirildi. Panel Kapsamında söz alan İSTAÇ A.Ş. Teknik Genel Müdür Yardımcısı Sayın Fatih HOŞOĞLU yaptığı konuşmasında şunları söyledi;

“Küresel kent nüfusunun 21. yüzyıl ortasında günümüze nazaran 2,5-3 milyar kadar artış göstermesi beklenmektedir. Günümüzde kentler, dünyada tüketilen enerjinin üçte ikisinden sorumlu olup, aynı zamanda dünyadaki doğal kaynakların dörtte birini tüketmektedir. Küresel olarak üretilen enerjinin %70’ten fazlası kentlerde tüketilmekte, küresel ısınmaya yol açan sera gazı emisyonlarının %80’i yine kentlerde bulunan sanayi tesisleri, ticari işletmeler, konutlar ve ulaşımda kullanılan fosil yakıtlardan kaynaklanmaktadır. Bu açıdan bakıldığında iklim değişikliğinin başlıca nedeni olan sera gazı emisyonlarının azaltılmasında kentlere önemli görev düşmektedir.
Yerel yönetimler; vatandaşları bilgilendirme, yerel kaynakları harekete geçirme ve yerel ihtiyaçları karşılayacak yatırımların yapılması gibi görevleri eksiksiz yerine getirmenin yanı sıra, aynı zamanda artan nüfus, eskiyen altyapı, kısıtlı finansman imkânları ve iklim değişikliği gibi baskılara maruz kalmaktadır. Dünyanın ve Türkiye’nin birçok bölgesinde artan kuraklık, buna bağlı su kıtlığı ve hava kirliliği iklim değişikliği ile ilişkilendirilmektedir. 2017 yazında İstanbul’da art arda yaşanan aşırı yağış ve dolu gibi olağandışı hava olayları, önemli ölçüde ekonomik kayıplara sebep olmuştur. İklim değişikliğinin etkileri giderek gündelik hayata sirayet etmekte, kent nüfusunun gündelik hayatını ve kentin ekonomik aktivitesini etkiler duruma gelmektedir. Bu gelişmelerin gelecekte halk sağlığı, endüstriyel üretim, tarım ve hayvancılık, biyolojik çeşitlilik ve kentsel altyapı üzerinde farklı tip ve şiddette etkileri olacaktır.
Ekonomik, sosyal ve çevresel dengenin makul ölçüler içerisinde korunabilmesi için küresel ısınmayı 2 °C’nin olabildiğince altında ve mümkünse 1,5 °C ile sınırlı tutmak hedeflenmektedir. BM çatısı altında 2015 yılında imzalanan Paris Anlaşması, ulusal hükümetler kadar, yerel yönetimleri de iklim değişikliğiyle mücadelede lider olmaya çağırmaktadır. Kentler, 1980’lerden itibaren iklim değişikliğiyle küresel mücadelenin bir parçasıdır. Yerel yönetimler ve oluşturdukları birlik ve platformlar, iklim değişikliği ile mücadele bakımından iddialı hedefler koymakta ve stratejiler geliştirmektedir.
Atmosferdeki mevcut sera gazı birikimi göz önüne alındığında yalnızca sera gazı emisyonlarının düşürülmesi yoluyla bu etkilere maruziyetin azalması günümüzde mevcut şartlar altında zor gözükmektedir. Kentlerin, iklim değişikliğinin kaçınılmaz ve yıkıcı etkilerine karşı önlemlerini bugünden alması ve daha dirençli, dayanıklı bir yapı kazanması günümüzde bir zaruret halini almıştır. İklim değişikliğine uyum sağlamak, risk temelli bir yaklaşım gerektirdiği için yerel yönetimler için karmaşık öğeler barındırmaktadır. Bu nedenle iklimsel değişimlerin olasılıklarını, kentteki iklime kırılgan altyapıyı ve bu olasılıkların gerçekleşme durumundaki somut etkileri önceden analiz etmek ve ilgili paydaşlarla iletişim ve iş birliği içinde düşük maliyetli, yerel ve etkin tedbirler geliştirmek şarttır.
İstanbul gibi büyük şehirlerde iklim eylem planlarının ve düşük karbon planlarının uygulanabilirliği, yüksek nüfus yoğunluğu ve ölçek gibi avantajlar nedeniyle daha yüksek olmaktadır. Kentlerin kısa vadede emisyon azaltıcı önlemler alması, orta ve uzun vadede iklim değişikliğine uyum sağlamak için katlanmak durumunda kalacakları maliyetleri azaltmaktadır. Bu tedbirlerin etkinliği, her bir kentin kendi özel yapısına ve şartlarına bağlıdır. Bu açıdan değerlendirildiğinde kentlerdeki iklim değişikliğine uyum çalışmalarının en az sera gazı azaltım faaliyetleri kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.”

Panelde gerçekleştirilen soru-cevap bölümünden sonra toplu fotoğraf çekimi ile program sona erdi.